fbpx

1. PANEL

Yeni Dünya Düzenine Geçiş

Dünyamız günümüzde, tüm zamanlardan daha fazla birbiriyle bağlantılı hale gelmiştir. Teknoloji ve bilgi birikimine erişimin artırılması, fikirleri paylaşma ve yeniliği desteklemede önemli bir yöntemdir. Gelişmekte olan ülkelerin borçlarını yönetmelerine yardım edecek politikaların koordine edilmesi ve en az gelişmiş ülkelere yatırımların teşvik edilmesi, sürdürülebilir büyüme ve kalkınmanın başarılmasında hayati önem taşıyor.Dünyanın iki büyük ekonomisi ABD ve Çin arasında süren ticaret savaşları; bu ülkelerin dünya meselelerine ne derece tesir ettiği konusunda kamuoyunu da etkiliyor. Dijital teknoloji devrimi kamuoyu nezdinde demokrasiyi de etkiliyor ve etkileyecek gözüküyor. 21. yüzyılda, 4. Sanayi Devrimi’ni yaşıyoruz.. Devrimler ve savaşlar, eski dünya düzeninde meydana geldiği gibi yaşanmıyor. Uluslararası ticaretin geliştirilmesi ve gelişmekte olan ülkelerin ihracatını artırmalarına destek verilmesi, adil ve açık, herkesin yararına olan, evrensel kurallara dayalı ve hakkaniyetli bir ticaret sistemini oluşturmanın unsurlarıdır.

2. PANEL

Sürdürülebilir Atık Yönetimi

Globalleşen dünyadasanayileşme vekentleşmenin etkisiyle birlikte kaynaklar bilinçsizce kullanılmakta ve bu tüketim sonucunda atıklar oluşmaktadır.Atık; ekonomik ve çevresel açıdan incelenen bir konudur. Katı atık, ambalaj atıkları , tehlikeli atıklar, tıbbi atıklar, özel atıklar gibi birçokçeşidi olan ve hayatımızda ürünlerin tüketilmesiyle oluşan bu atıkların taşınması , toplaması, yok edilmesi ve yönetimi oldukçaönemlidir. Özellikle katı atıkların yönetimine dikkatetmek gerekmektedir. İçinde çok fazla atık barındıran bu atık çeşidi; insanı, doğayı, sağlığı, çevreyi ve ekonomiyi oldukça etkilenmektedir.

3. PANEL

Turizmin Geleceği, Ekonomik Boyutu ve Havacılık

Turizm olanakları fazla olan bir yerde yapılacak yatırımlar, kısa sürede kendini amorti ettiği gibi sektörlerin gelişiminede katkı sağlayacaktır. Diğer endüstrilerle karşılaştırıldığında turizmde verimlilik çok daha yüksektir. Dünya’da hızla gelişen sektörlerden biri olan turizm; istihdam oluşturma, döviz girdisi sağlama, vergi gelirlerinin artması gibi birçok ekonomik gelişmeye katkı sağlar. Bu yüzden Türkiye’de de turizmin gelişmesine bağlı olarak yeni iş alanları açılmış, ticaretin canlanması sağlanmıştır. Turizme elverişli yerlerde açılan konaklama, lokanta ve alışveriş merkezleri nüfusun bir bölümüne iş olanağı yaratmıştır. Bulaşıcı hastalıklar ve pandemiler, havacılık sektöründe “her zamankinden daha büyük etki ve belirsizlik” yaratan değişim faktörleridir. Mart 2020’de COVID-19’un yayılmasını sınırlamak için, havayolu uçuşlarının iptali ve ülke bazında kısıtlamalar (seyahat tavsiyeleri ve yasakları) uluslararası seyahati neredeyse tamamen durdurmuştur. Bazı durumlarda bu kısıtlamalar, çok ihtiyaç duyulan ilaç ve tıbbi ekipmanı ulaştırmak ve zamana duyarlı malzemeler için küresel tedarik zincirlerini çalışır durumda tutmak suretiyle COVID-19 ile mücadelede önemli rol oynamasına rağmen, havayolu yük taşımacılığını da kapsamaktadır.

4. PANEL

Mobilite Ekosisteminde Verimlilik ve Paylaşım, Dijital Ekonominin Boyutu

Her büyük dönüşümde olduğu gibi mobilitenin geleceği de fırsatları ve zorlukları beraberinde getiriyor. Bunun sonucunda kazananlar ve kaybedenler ortaya çıkacak. Değişimin birçoğunun hayal edilenden daha hızlı gelmesi bekleniyor. Günümüz endüstrisinde şirketler, dönüşüm ve adaptasyon fırsatını değerlendirerek sürdürülebilir ve sağlam bir avantaj elde edebilir anlamına gelir. Yaygın otomotiv endüstrisi, yeni mobilite ekosisteminin ortaya çıkışını destekleyen kapsamlı ve dönüştürücü bir değişim sürecinden geçiyor. Endüstrisinin vazgeçilmez bir parçası olan otomobil finansman şirketlerinin de, yeni büyüme ve değer yaratma kaynaklarına uyum sağlayacak şekilde iş modellerini dönüştürmeleri gerekiyor.

5. PANEL

İklim Değişikliği İle Mücadele, Çevre Odaklı Yatırımlar ve Yenilenebilir Enerji

İklim değişikliği, gelecek 10 yılın en büyük riski olacaktır. İklim değişikliği şu an meydana gelmekte ve devam etmesi beklenmektedir: Sıcaklıklar yükseliyor, yağış döngüleri değişiyor, buz vekarlar eriyor ve deniz seviyesi yükseliyor. Sel ve kuraklık gibi tehlikelere neden olan aşırı hava ve iklim ile ilgili olaylar pekçok bölgede daha sık ve yoğun bir şekildeyaşanmaya başlayacaktır. Ekosistemler, ekonomik sektörler, insan sağlığı refahına etkileri ve zayıf noktalarAvrupa boyunca farklılık göstermektedir. Emisyonların azaltılmasına yönelik küresel çabalar etkili olsa bile iklim değişikliği kaçınılmazdır ve etkilerine uyum sağlamakiçin tamamlayıcı eylemlergerekmektedir. Ülkemizde sağlık hizmetlerinin yapısal ve teknik özelliklerinin verimli, kaliteli, süratli ve ekonomik bir şekilde sürdürülebilecek bir anlayış ile planlanması, son yıllarda üzerinde en fazla tartışılan konulardan birisi haline gelmiştir. Hizmetlerin daha ileriye götürülebilmesi; yani hizmet birimlerinin faaliyete geçirilmesiyle ya da mevcut imkanların daha etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayacak tedbirlerin alınması ile mümkün olacaktır. Amaç, herkesin genel sağlık hizmeti, güvenli ve erişilebilir ilaç ve aşıya kavuşmasını sağlamaktır. Aşı araştırma ve geliştirmelerinin desteklenmesi, bu sürecin vazgeçilmez bir parçasıdır. Yeni korona virüs hastalığı (COVID-19) salgını, sağlık sistemlerinin sağlamlığı, ülkelerin acil durumlara hazırlık ve yanıt kapasitelerini mercek altına alıyor. COVID-19’unhızla yayılması, sağlam sağlık sistemlerinin ayrılmaz parçasıolarak güçlü bir sağlık işgücüne duyulan acil ihtiyacı ön plana çıkarıyor. Biyoteknoloji alanında çok ciddi yatırımlar yapılmaya başlandı. Bununla birlikte ilaç teknolojisinde önemli gelişmeler yaşanmaya başlanmıştır. İlaç: Pahalı ve stratejik bir maddedir. Son yıllarda biyobenzer ilaçların dünyada yaygınlık kazanması, Türkiye’de ilaç sektörünü harekete geçirdi ve yavaş yavaş biyobenzer ilaçlar üretilmeye başlandı. Biyoteknolojik olarak üretilen ilaçların Türkiye’de yaygın şekilde üretiminin alt yapısının sağlanması gelecek için büyük önem taşımaktadır.

6. PANEL

Covid-19 Sonrası Sağlık Ekonomisinin Değişenleri Ve Biyoteknolojik Yatırımlar

Dijital Dönüşüm Çağı’nın yeni bir akıllı toplum felsefesi ve projesine ihtiyaç olduğunu düşünen Japonya,Toplum 5.0 felsefesini bizzat Japonya Başbakanı Shinzo Abe tarafından tanıtmıştır. Toplum 5.0 felsefesi kapsamında yeni bir ekonomi ve sosyoloji reformuna ihtiyaç duyulduğu Japon Ekonomik Organizasyonlar Federasyonu Keidanren’in hazırladığı 26 sayfalık bir çalışma ile dünyaya deklare edilmiştir. Buyeni felgi Toplumu ve Akıllı Toplum (Toplum 5.0) olarak karşımıza çıkıyor. Egemen güçler arasındaki çekişmelerin önemli bir kısmı dijital ortama taşınıyor. Küresel siyaset ve ekonomide “oyun kurucu” unsurlar arasına giren siber savaşlar Batı ülkeleri ile Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore arasında ciddi tartışmalara yol açıyor. Yapay zeka bizi değiştirmek için değil, yeteneklerimizi daha da sınırsız bir hale getirmek için kullanılmaktadır. Yapay zeka hem bireyleri hem de şirketleri yaptıkları işte daha iyi bir konuma getirmektedir. Yapay zeka, algoritmaları insanlardan farklı olarak öğrendiklerinden, bazı durumlara farklı açılardan bakarlar. Bu sayede de gözden kaçanları görmemizi sağlarlar.

7. PANEL

Toplum 5.0, Siber Savaşlar Ve Yapay Zeka 

Dijital Dönüşüm Çağı’nın yeni bir akıllı toplum felsefesi ve projesine ihtiyaç olduğunu düşünen Japonya,Toplum 5.0 felsefesini bizzat Japonya Başbakanı Shinzo Abe tarafından tanıtmıştır. Toplum 5.0 felsefesi kapsamında yeni bir ekonomi ve sosyoloji reformuna ihtiyaç duyulduğu Japon Ekonomik Organizasyonlar Federasyonu Keidanren’in hazırladığı 26 sayfalık bir çalışma ile dünyaya deklare edilmiştir. Buyeni felgi Toplumu ve Akıllı Toplum (Toplum 5.0) olarak karşımıza çıkıyor. Egemen güçler arasındaki çekişmelerin önemli bir kısmı dijital ortama taşınıyor. Küresel siyaset ve ekonomide “oyun kurucu” unsurlar arasına giren siber savaşlar Batı ülkeleri ile Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore arasında ciddi tartışmalara yol açıyor. Yapay zeka bizi değiştirmek için değil, yeteneklerimizi daha da sınırsız bir hale getirmek için kullanılmaktadır. Yapay zeka hem bireyleri hem de şirketleri yaptıkları işte daha iyi bir konuma getirmektedir. Yapay zeka, algoritmaları insanlardan farklı olarak öğrendiklerinden, bazı durumlara farklı açılardan bakarlar. Bu sayede de gözden kaçanları görmemizi sağlarlar.

8. PANEL

Gelir Dağılımındaki Eşitsizlik ve Ekonomide Fırsat Adaletsizliği

Geçiş ekonomilerinin ,geçişin başlangıcında sosyalist sistemin yapısı gereği gelir dağılımında göreceli olarak daha az eşitsiz bir yapıda oldukları bilinmektedir. Ancak, bu ülkelerin çoğu 1991’de siyasal bağımsızlığı kazanmalarına paralel olarak politik açıdan totaliter yapıdan demokratikleşmeye ve iktisadi bakımdan da sosyalist planlamacı yapıdan kapitalist piyasa ekonomisine yönelme içerisinde olmuşlardır. Kapitalist piyasa ekonomisine geçiş süreci de başlangıç itibariyle ekonomik yapıda belirgin dönüşümleri beraberinde getirirken; üretim bağlarının kopması sonucu ulusal gelirlerde daralmalar, yüksek ve hatta hiper enflasyon süreçleri ve işsizlikte yaygınlaşmalara neden olmuştur ki bunlar da gelir dağılımında göreceli eşitlikçi yapıyı bozucu unsurların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Dolayısıyla, geçiş ekonomileri gelirde büyük çaplı düşüşler ve gelir dağılımında da giderek derinleşen eşitsizlikler tecrübe etmeye başlamışlardır.

9. PANEL

Tarımda Sürdürülebilirlik Ve Uluslararası Arz Güvenliği

Yeni bir yüzyıla giren dünyamızda gelecekle ilgili kaygılar daha yoğun bir biçimde yaşanmaya başlamıştır. Dünya nüfusunun hızla artması ve gelecekle ilgili birçok araştırmanın yapılması , ileride bu kadar çok insanı beslemeye yetebilecek kadar çok besin maddesini üretebilecek miyiz sorusunu aklımıza getirmektedir. Yapılan araştırmaların pek çoğunun sonucu gösteriyor ki uygulanan yoğun tarımsal üretim programlarıyla sürdürülemeyecek bir gelişmenin eşiğine yaklaşılmıştır.

10. PANEL

Akıllı Şehirler Ve Toplumsal Sürdürülebilirlik

Dünya nüfusunun yarısından fazlası artık kentlerde yaşıyor. 2050 yılına kadar bu rakam 6.5 milyar, yani dünya nüfusunun üçte ikisi olacaktır. Kentsel alanlarımızı inşa etme ve yönetme biçimimizi önemli ölçüde değiştirmezsek sürdürülebilir kalkınmayı başaramayız. Gelişmekte olan ülkelerde, kentlerin hızla büyümesi ve kırsaldan kente göçün artışı, mega kentlerin sayısında büyük artışa yol açmıştır. 1990 yılında nüfusu 10 milyon veya fazla olan mega kent sayısı 10 idi. 2014’te ise artık toplamda 453 milyon insanı barındıran 28 mega kent bulunuyor. Aşırı yoksulluk, genellikle kentsel alanlarda yoğunlaşıyor; ulusal ve yerel yönetimler, bu alanlarda artan nüfusu barındırmak için çaba veriyor. Kentleri güvenli ve sürdürülebilir kılmak demek, güvenli ve sürdürülebilir konut sağlamak, gecekonduları dönüştürmek anlamına gelir. Ayrıca, toplu taşımacılığa yatırım yapmak, kamusal yeşil alanlar yaratmak, kentsel planlama ve yönetimi hem katılımcı hem kapsayıcı olacak şekilde iyileştirmektir.

DEneme