1. PANEL

Yeni Dünya Düzenine Geçiş

Dünyamız günümüzde, tüm zamanlardan daha fazla  birbiriyle bağlantılı hale gelmiştir. Teknoloji ve bilgi  birikimine erişimin artırılması, fikirleri paylaşma  ve yeniliği  desteklemede önemli bir yöntemdir. Gelişmekte olan ülkelerin borçlarını yönetmelerine yardım edecek  politikaların koordine edilmesi ve en az gelişmiş ülkelere  yatırımların teşvik edilmesi, sürdürülebilir büyüme ve  kalkınmanın başarılmasında hayati önem taşıyor. Dünyanın  iki büyük ekonomisi ABD ve Çin arasında süren ticaret  savaşları; bu ülkelerin dünya meselelerine ne derece tesir  ettiği konusunda kamuoyunu da etkiliyor. Dijital teknoloji  devrimi kamuoyu nezdinde demokrasiyi de etkiliyor ve

 

etkileyecek gözüküyor. 21. yüzyılda, 4. Sanayi Devrimi’ni  yaşıyoruz.. Devrimler ve savaşlar, eski dünya düzeninde meydana geldiği gibi yaşanmıyor. Uluslararası ticaretin  geliştirilmesi ve gelişmekte olan ülkelerin ihracatını  artırmalarına destek verilmesi, adil ve açık, herkesin

 

yararına olan, evrensel kurallara dayalı ve hakkaniyetli bir  ticaret sistemini oluşturmanın unsurlarıdır.

2. PANEL

İklim Değişikliği ve Yenilenebilir Enerji

İklim değişikliği, gelecek 10 yılın en büyük riski  olacaktır.

 

İklim değişikliği şu an meydana gelmekte ve devam  etmesi beklenmektedir: Sıcaklıklar yükseliyor, yağış  döngüleri değişiyor, buz ve karlar eriyor ve deniz  seviyesi yükseliyor. Sel ve kuraklık gibi tehlikelere  neden olan aşırı hava ve iklim ile ilgili olaylar pek  çok  bölgede daha sık ve yoğun bir şekilde yaşanmaya başlayacaktır. Ekosistemler, ekonomik sektörler, insan  sağlığı refahına etkileri ve zayıf noktalar Avrupa  boyunca farklılık göstermektedir. Emisyonların  azaltılmasına yönelik küresel çabalar etkili olsa bile  iklim değişikliği kaçınılmazdır ve etkilerine uyum  sağlamak için tamamlayıcı eylemler gerekmektedir.

 

3. PANEL

Turizmin Geleceği, Ekonomik Boyutu ve Havacılık

Turizm olanakları fazla olan bir yerde yapılacak yatırımlar, kısa  sürede kendini amorti ettiği gibi sektörlerin gelişimine  de katkı sağlayacaktır. Diğer endüstrilerle karşılaştırıldığında turizmde  verimlilik çok daha yüksektir. Dünya’da hızla gelişen sektörlerden  biri olan turizm; istihdam oluşturma, döviz girdisi sağlama, vergi  gelirlerinin artması gibi birçok ekonomik gelişmeye katkı sağlar. Bu  yüzden Türkiye’de de turizmin gelişmesine bağlı olarak yeni iş  alanları açılmış, ticaretin canlanması sağlanmıştır. Turizme elverişli  yerlerde açılan konaklama, lokanta ve alışveriş merkezleri nüfusun  bir bölümüne iş olanağı yaratmıştır. Bulaşıcı hastalıklar ve  pandemiler, havacılık sektöründe “her zamankinden daha büyük  etki ve belirsizlik” yaratan değişim faktörleridir. Mart 2020’de  COVID-19’un yayılmasını sınırlamak için, havayolu uçuşlarının iptali ve ülke bazında kısıtlamalar (seyahat tavsiyeleri ve yasakları) uluslararası seyahati neredeyse tamamen durdurmuştur. Bazı durumlarda bu kısıtlamalar, çok ihtiyaç duyulan ilaç ve   tıbbi ekipmanı ulaştırmak ve zamana duyarlı malzemeler için küresel  tedarik zincirlerini çalışır durumda tutmak suretiyle COVID-19   ile  mücadelede önemli rol oynamasına rağmen, havayolu yük taşımacılığını da kapsamaktadır.

 

4. PANEL

Mobilite Ekosisteminde Trendler

Her büyük dönüşümde olduğu gibi mobilitenin geleceği de fırsatları ve zorlukları beraberinde getiriyor. Bunun sonucunda kazananlar ve kaybedenler ortaya çıkacak. Değişimin birçoğunun hayal edilenden daha hızlı gelmesi bekleniyor. Günümüz endüstrisinde şirketler, dönüşüm ve adaptasyon fırsatını değerlendirerek sürdürülebilir ve sağlam bir avantaj elde edebilir anlamına gelir. Yaygın otomotiv endüstrisi, yeni mobilite ekosisteminin ortaya çıkışını destekleyen kapsamlı ve dönüştürücü bir değişim sürecinden geçiyor. Endüstrisinin vazgeçilmez bir parçası olan otomobil finansman şirketlerinin de, yeni büyüme ve değer yaratma kaynaklarına uyum sağlayacak şekilde iş modellerini dönüştürmeleri gerekiyor.

 

5. PANEL

Sürdürülebilir Atık Yönetimi

Globalleşen dünyada sanayileşme ve kentleşmenin etkisiyle birlikte kaynaklar bilinçsizce kullanılmakta ve bu tüketim sonucunda atıklar oluşmaktadır. Atık;

 

ekonomik ve çevresel açıdan incelenen bir konudur.  Katı atık, ambalaj atıkları , tehlikeli atıklar, tıbbi atıklar,  özel atıklar gibi birçok  çeşidi olan ve hayatımızda  ürünlerin tüketilmesiyle oluşan bu atıkların taşınması ,  toplaması, yok edilmesi ve yönetimi oldukça  önemlidir. Özellikle katı atıkların yönetimine dikkat etmek gerekmektedir. İçinde çok fazla atık barındıran bu atık  çeşidi; insanı, doğayı, sağlığı, çevreyi ve ekonomiyi  oldukça etkilenmektedir.

 

6. PANEL

Toplum 5.0, Siber Savaşlar ve Yapay Zeka

Dijital Dönüşüm Çağı’nın yeni bir akıllı toplum felsefesi ve  projesine ihtiyaç olduğunu düşünen Japonya, Toplum 5.0  felsefesini bizzat Japonya Başbakanı Shinzo Abe tarafından tanıtmıştır. Toplum 5.0 felsefesi kapsamında yeni bir ekonomi  ve sosyoloji reformuna ihtiyaç duyulduğu Japon Ekonomik  Organizasyonlar Federasyonu Keidanren’in hazırladığı 26  sayfalık bir çalışma ile dünyaya deklare edilmiştir. Bu yeni felgi Toplumu ve Akıllı Toplum (Toplum 5.0) olarak  karşımıza çıkıyor. Egemen güçler arasındaki çekişmelerin  önemli bir kısmı dijital ortama taşınıyor. Küresel siyaset ve  ekonomide “oyun kurucu” unsurlar arasına giren siber  savaşlar Batı ülkeleri ile Rusya, Çin, İran ve Kuzey Kore  arasında ciddi tartışmalara yol açıyor. Yapay zeka bizi değiştirmek için değil, yeteneklerimizi daha da  sınırsız bir hale getirmek için kullanılmaktadır. Yapay zeka hem  bireyleri hem de şirketleri yaptıkları işte daha iyi bir konuma  getirmektedir. Yapay zeka, algoritmaları insanlardan farklı  olarak öğrendiklerinden, bazı durumlara farklı açılardan  bakarlar. Bu sayede de gözden kaçanları görmemizi sağlarlar.

 

7. PANEL

Tarımda Sürdürülebilirlik ve Uluslararası Gıda Arz Güvenliği

Yeni bir yüzyıla giren dünyamızda gelecekle ilgili kaygılar daha yoğun bir biçimde yaşanmaya başlamıştır. Dünya nüfusunun hızla artması ve gelecekle ilgili birçok araştırmanın yapılması , ileride bu kadar çok insanı beslemeye yetebilecek kadar çok besin maddesini üretebilecek miyiz sorusunu aklımıza getirmektedir. Yapılan araştırmaların pek çoğunun sonucu gösteriyor ki uygulanan yoğun tarımsal üretim programlarıyla sürdürülemeyecek bir gelişmenin eşiğine yaklaşılmıştır.

 

8. PANEL

Covid-19 Sonrası Sağlık Ekonomisinin Değişenleri ve Biyoteknolojik Yatırımlar

Ülkemizde sağlık hizmetlerinin yapısal ve teknik özelliklerinin  verimli, kaliteli, süratli ve ekonomik bir şekilde sürdürülebilecek  bir anlayış ile planlanması, son yıllarda üzerinde en fazla  tartışılan konulardan birisi haline gelmiştir. Hizmetlerin daha  ileriye götürülebilmesi; yani hizmet birimlerinin faaliyete geçirilmesiyle ya da mevcut imkanların daha etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasını sağlayacak tedbirlerin alınması ile

 

mümkün olacaktır. Amaç, herkesin genel sağlık hizmeti, güvenli  ve erişilebilir ilaç ve aşıya kavuşmasını sağlamaktır. Aşı araştırma  ve geliştirmelerinin desteklenmesi, bu sürecin vazgeçilmez bir  parçasıdır. Yeni korona virüs hastalığı (COVID-19) salgını, sağlık  sistemlerinin sağlamlığı, ülkelerin acil durumlara hazırlık ve  yanıt kapasitelerini mercek altına alıyor. COVID-19’un hızla yayılması, sağlam sağlık sistemlerinin ayrılmaz parçası olarak güçlü bir sağlık işgücüne duyulan acil ihtiyacı ön plana çıkarıyor.  Biyoteknoloji alanında çok ciddi yatırımlar yapılmaya başlandı.  Bununla birlikte ilaç teknolojisinde önemli gelişmeler  yaşanmaya başlanmıştır. İlaç: Pahalı ve stratejik bir maddedir.

 

Son yıllarda biyobenzer ilaçların dünyada yaygınlık kazanması,  Türkiye’de ilaç sektörünü harekete geçirdi ve yavaş yavaş  biyobenzer ilaçlar üretilmeye başlandı. Biyoteknolojik olarak  üretilen ilaçların Türkiye’de yaygın şekilde üretiminin alt  yapısının sağlanması gelecek için büyük önem taşımaktadır.

 

9. PANEL

Gelir Dağılımındaki Adaletsizlik ve Ekonomide Fırsat Eşitsizliği

Geçiş ekonomilerinin ,geçişin başlangıcında sosyalist sistemin yapısı gereği gelir dağılımında göreceli olarak daha az eşitsiz bir yapıda oldukları bilinmektedir.  Ancak, bu ülkelerin çoğu 1991’de siyasal bağımsızlığı kazanmalarına paralel olarak politik açıdan totaliter yapıdan demokratikleşmeye ve iktisadi bakımdan da sosyalist planlamacı yapıdan kapitalist piyasa ekonomisine yönelme içerisinde olmuşlardır. Kapitalist piyasa ekonomisine geçiş süreci de başlangıç itibariyle ekonomik yapıda belirgin dönüşümleri beraberinde getirirken; üretim bağlarının kopması  sonucu ulusal gelirlerde daralmalar, yüksek ve hatta hiper enflasyon süreçleri ve işsizlikte yaygınlaşmalara neden olmuştur ki bunlar da gelir dağılımında göreceli eşitlikçi yapıyı bozucu unsurların ortaya çıkmasına yol açmıştır. Dolayısıyla, geçiş ekonomileri gelirde büyük çaplı düşüşler ve gelir dağılımında da giderek derinleşen eşitsizlikler tecrübe etmeye başlamışlardır.

 

10. PANEL

Akıllı Şehirler ve Toplumsal Sürdürülebilirlik

Dünya nüfusunun yarısından fazlası artık kentlerde yaşıyor. 2050 yılına kadar bu rakam 6.5 milyar, yani dünya nüfusunun üçte ikisi olacaktır. Kentsel alanlarımızı inşa etme ve yönetme biçimimizi önemli ölçüde değiştirmezsek sürdürülebilir kalkınmayı başaramayız. Gelişmekte olan ülkelerde, kentlerin hızla büyümesi ve kırsaldan kente göçün artışı, mega kentlerin sayısında büyük artışa yol açmıştır. 1990 yılında nüfusu 10 milyon veya fazla olan mega kent sayısı 10 idi. 2014’te ise artık toplamda 453 milyon insanı barındıran 28 mega kent bulunuyor. Aşırı yoksulluk, genellikle kentsel alanlarda yoğunlaşıyor; ulusal ve yerel yönetimler, bu alanlarda artan nüfusu barındırmak için çaba veriyor. Kentleri güvenli ve sürdürülebilir kılmak demek, güvenli ve sürdürülebilir konut sağlamak, gecekonduları dönüştürmek anlamına gelir. Ayrıca, toplu taşımacılığa yatırım yapmak, kamusal yeşil alanlar yaratmak, kentsel planlama ve yönetimi hem katılımcı hem kapsayıcı olacak şekilde iyileştirmektir.

 

© Copyright 2020 İstanbul Ekonomi Zirvesi